Türkiye’nin TIMSS Başarısı

TIMSS 2023 Sonuçları tüm dünyada aynı anda açıklandı (4 Aralık,2024). Yazının başlığından da anlaşılacağı gibi Türkiye büyük bir başarı elde etti. Bu satırların yazarı da geçen nerdeyse 1 aylık sürede eğitim camiasının yorumlarını, mutlulukları görmek için bekledi… Boşuna beklediğim anlaşılıyor. Okul yöneticilerinden, öğretmenlerden, eğitim konusu ile ilgilenenlerden bir şey çıkmadı… Oysa eğitimde ıvır-zıvır her konu için sayfalarca yazı yazanların kalemleri lal oluverdi.

            TIMSS 2023

            Uluslararası Eğitim Başarılarını Değerlendirme Kuruluşunca (IEA) dört yıllık periyotlarla yapılan, 4 ve 8’inci sınıf düzeyindeki öğrencilerin matematik ve fen alanlarındaki başarılarının değerlendirildiği ve Türkiye’nin 1999’dan beri katıldığı TIMSS araştırmasının 2023 yılı sonuçları, dünyayla eş zamanlı olarak açıklandı. Türkiye’de TIMSS 2023 nihai uygulaması 8. sınıflar için 2-5 Mayıs 2023, 4. sınıflar için 22-26 Mayıs 2023’te bilgisayar tabanlı gerçekleştirilmiştir. Türkiye, TIMSS 2023 döngüsüne 4. sınıf düzeyinde 141 okuldan 4541 öğrenci ve 8. sınıf düzeyinde 141 okuldan 4925 öğrenci ile katılmıştır. Türkiye TIMMS 2023 ‘e müfredat uygunluğu nedeniyle 4.sınıflar yerine 5. Sınıflar ile teste katılmıştır. Sonuç olarak 282 okuldan 9.466 öğrenci teste katılmıştır. TIMMS İçeriği:

            2 Ders: Matematik ve Fen Bilimleri

            2 Sınıf: 5. ve 8.sınıflar

            3 Alan: Bilme, Uygulama ve Akıl yürütme

            Matematik ve Fen Bilimleri derslerinde yapılan test, çocukların 3 temel alan (Bilme, Uygulama ve Akıl Yürütme) beceri ve yetkinliklerini ölçmektedir. Uygulama bilgisayar üzerinden yapılmıştır. TIMSS’de görüldüğü gibi, iki ana ders ve çok kritik üç alanda çocuklar test edilmektedir. Dolayısıyla sonuçlar ülkeler hatta bölgeler için son derece önemlidir.

            Sonuçlar   

            4. Sınıf Düzeyi, Matematik ve Fen Puanları:

            TIMSS, 2023’e göre, Türkiye 4. Sınıf düzeyinde 2015’den beri süren trendi devam ettirmiş son derece iyi bir sonuç almıştır. Ayrıca, puan değişim eğrisinin düzenli olarak yükselmesi, yani inişli çıkışlı olmaması başarının tesadüfi faktörlere bağlı olmadığını göstermektedir.

            8. Sınıf Düzeyi, Matematik ve Fen Puanları:

TIMSS, 2023’e göre, Türkiye 8. Sınıf düzeyinde Matematik’ de 2015’den beri süren trendi devam ettirmiş son derece iyi bir sonuç almıştır. Fen’de ise 2011 trendi devam etmiştir. 8.sınıf çağındaki gençler ergenliğin tam ortasında fırtınalı bir dönemden geçmektedirler. Bu negatif faktöre rağmen test sonuçlarındaki başarılı sonuçlar her türlü takdirin üstündedir.

Bir şekilde kamuoyunda eğitim sisteminin çok kötü olduğu, hatta geriye gittiği algısı oluşturuldu. Ben ise; “eğitim sistemimizin ağır ve emin adımlarla ileriye gittiğini, Milli Eğitim Bakanlığının her alanda büyük çabası olduğunu, okullarımızın çok daha efektif yönetildiğini ve çok iyi öğretmenlerin artık fark yarattığını” çeşitli mecralarda ifade etmeye çalışıyordum. TIMSS 2023 Sonuçları nezdinde haklı çıkmanın gururunu yaşıyorum. Özellikle eğitim camiasından, işlerini kaliteli yapmalarını, sorumluluk almalarını ve başarımı kutlamaya davete diyorum. Onlardan, çocukların ve gençlerin hayatlarında fark yaratmalarını beklemek hakkımız diye düşünüyorum.

Tüm eğitim camiasını yürekten kutluyorum.

Kaynak: TIMSS, 2023 Türkiye Raporu, (MEB,2024).

Meslek Lisesi Meselesine Bakışım

28 Şubat döneminin bir problemi olarak kat sayı sorunu vardı. 2010 yılında konu nihayet çözüldü. Çözüldü çözülmesine de aradan geçen 14 yılda meslek liseleri hala tercih edilen okullar olmaktan çok uzak ! Probleme ilişkin özellikle MEB çok ciddi adımlar atıyor… Bunlardan bazıları: meslek liselerini tanıtım ve yönlendirme faaliyetleri, rehberlik danışmanlık hizmetleri, staj döneminde maaş, okul donatımları, atölye ve işlik alanlarının zenginleşmesi, sektör ile işbirliği, sanayi bölgelerinde okulları yapmak gibi… bu ve benzeri onca çabaya rağmen meslek lisesi tercih oranlarında istediğimiz yerde değiliz. İşte bu noktada ben olguya biraz farklı yaklaşıyorum.

            Problem ne? Neden gençler meslek lisesinde okumak istemiyor?

            Bana göre problem; meslek liselerinde zeki, uyumlu öğrencilerin sayıca azlığı.. 2. soruya ilişkin de meslek liselerinin tercih edilmeme nedenlerini şöyle sıralayabilirim.

  1.  ‘Ara Elaman’ ifadesi,
  2. Meslek lisesi öğrencisine ilişkin negatif algı,
  3. Düşük akademik başarı,
  4. Güvenlik kaygısı,
  5. Belli mesleklerin saygınlığı, MTAL mesleklerine düşük saygı,
  6. Beğenilme, evlenme kaygıları.

Gençler, ‘ara eleman, işçi, usta vb.’ gibi unvanları yakalarında taşımak istemiyorlar. Bu bir anlamda anlaşılabilir bir durumdur. Bunun yerine: Tekniksiyen, Teknik Eleman, gibi unvanları kullanmak gerekiyor. Bir diğer yargı; ‘meslek liselerinde, tembel, haylaz, şiddete eğilimli kaba saba gençler okuyor’ yargısıdır. Bu tabloyu destekleyecek kimi olaylar yaşanmıyor değildir. Yine de toptan böyle bir yarıgıyı destekleyecek bir tablo yoktur. Bir diğer engel: ‘Bu okullarda okuyanlar üniversiteye gidemez’ anlayışı da etkili olmaktadır. Oysa böyle bir durum söz konusu değildir, hatta sadece meslek lisesi mezunlarının tercih edebildiği mühendislik fakülteleri vardır. Özellikle anneler, çocuklarının bir meslek lisesine devam etmesini bir yıkım olarak algılıyor bu da zaten zar zor ikna edilmiş genci çabucak vaz geçiriyor. 6.  madde ki etken de; konuşulmaz, ifade edilmez ancak gençlerin kafasında önemli bir yer işgal eder. Kültürel kaynaklı faktörlerden biri de; ‘iş-meslek saygınlığıdır’. Bize göre, hâkim, savcı, kaymakam, doktor, mühendis ve yönetim pozisyonunda olanlar’ saygındır. Bunun dışındaki özellikle mavi yakalı işlere ilişkin saygınlık bakışı maalesef düşüktür. Bunu gören gençlerin bir meslek lisesine devam etme olasılığı zayıflamaktadır.

Ne Yapılmalı?

Meslek lisesine kayıt olan öğrenci sayılarını arttırmalıyız. Bu konuda yukarıdaki ana başlıklarını verdiğim adımları atmaya devam etmeli daha özenli bu etkinlikleri yerine getirmeliyiz. Çünkü sokakta boş boş gezen her insan toplumumuz için tehlikedir. Bütün bunların yanında benim daha farklı bir odak grup özel çalışması önerim vardır. Açalım

Hedef grup LGS’ye girmiş ancak sınavla öğrenci alan bir liseye devam etmesini sağlayacak puana ulaşmamış meziyet notu: 85+ olan zeki, uyumlu genleridir. İşte bu hedef kitle içinden bir grup gencin bu okullara özel olarak yerleştirilmesi… bunun için hedef grupta yer alan gençler ile: özel görüşme, bilgi verme değil ikna etme,, ev ziyareti yapılma, anne ve babası ile görüşme, meslek lisesini özel olarak gezdirme… gibi faaliyetlere meslek lisesine kazandırılması yapılmalı. İş burada bitmiyor bu şekilde gelen öğrencileri; GİRİŞİMCİ ADAYI, İNOVASYON ADAYI, MARKA YAPMA ADAYI, BULUŞ- PATENT ADAYI, ATÖLYE KURMA ADAYI, İŞ YERİ AÇMA ADAYI …olarak okula başlayacak ve konumlarına göre eğitim alacaklar..

Bu odak gruplara; farklı bir eğitim programı uygulanmalıdır. Ayrıca  özel isimler (patronlar kulübü vb.) verilmesi çok etkili olacaktır. Lise birden itibaren; bu grupta yer alan öğrenciler, ekstra dersler, (girişimcilik, muhasebe, e-ticaret) vb.  almalılar.. Bunların yanında, ergonomi, estetik, yaratıcılık, çizim ve tasarım gibi dersler, kursları tamamlayarak becerilerini yetkinliklerini geliştirmeliler. Böylece bu özel grup sayesinde okulların imajı hızla pozitif alana geçecek, okullardaki şiddet olayları azalacak, örnek gösterilen bir grup öğrenci olacaktır. Okulun teknik ve akademik başarısı hızla tırmanışa geçecektir.

Bu grubun görevi, marka, tarz, girişim, buluş-patent almaktır. Mutlaka özel bir amaçla okula alınmalı. Okulda da özenli zengin bir eğitim yürütülmelidir.

Olguya bir de bu açılardan bakalım istedim!

Üniversiteler Başlarken

Türkiye’de 200 den fazla üniversite ve yaklaşık 4.5 milyon öğrenci olmak üzere eğitim dönemine başladı. Üniversite eğitimi ülkemiz için çok kritik bir öneme sahiptir. Zira her lise mezunu öyle ya da böyle üniversite eğitimi alabiliyor. Üniversiteyi okumak ayrıcalık olmaktan çıktı. Ancak, mezun genç, üniversite yıllarının sonunda; yakıcı geçeklere uyanıyor, işsiz kalıyor!

              Geleneksel olarak ilkokul muallimleri, aileleri ve anaokullarını, ortaokul muallimleri, ilkokulları, liseler ortaokulları ve en nihayetinde üniversiteler de tüm okulları  suçlar ve ağızlardan şu cümle dökülür: “çocuklar, gençler çok boş geliyor, her yıl daha kötü…” Olaya böyle yaklaşan eğitmen artık sorumluluğu uzaya göndermiştir…

              İşte bu şartlar altında yeni bir akademik yıl başladı. Üniversite, uzun eğitim yaşantısının son bölümüdür, mezun artık iş dünyasına girmek durumundadır. Bu durumdan gayr-ı memnun olmak sorumluluğumuzu ortadan kaldırmıyor. Üniversite eğitimi bir nevi son fırsattır. Artık yetişkin olan bireye beceriler, uzmanlık yetkinlik kazandırmak için çok önemli yıllar, aylar günler ve hatta saatler önümüzde durmaktadır. Üniversite eğitimin farklı üniversitelerin geleneksel olmuş yaklaşımları vardır. ODTÜ, Boğaziçi, İTÜ, Bilkent, İstanbul, Ege ve Ankara üniversitesi gibi. Son yıllarda yeni ama atak Anadolu üniversiteleri de dikkat çekmektedir. Üniversite eğitimin kalitesi için üç ana aktöre görevler düşmektedir.

              YÖK; Genellikle  bu kurumdan haşlanmamaktadır. Son yıllarda kurum/kurul üniversite eğitimin kalitesi için yoğun çaba sarfetmektedir. Bunun için bazı organizasyon kararları, bir takım kurumsal tanımlama (tema üniversitesi, araştırma üniversitesi ) çalışmaları yapmaktadır. Bunlar çok önemli olmakla birlikte bir bazı  derslerin öğrencilere 10. kez verilmesine son verilmeli. Elimizdeki gençlere, girişimciliği, problem çözme ve iletişim gibi dersler almalıdır. 11. Kez Türk Dili ve Edebiyatı, TC. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük derslerine vermenin bir gereği var mı?

              Üniversiteler; Üniversite yönetimi, rektörler, fakülteler, dekanlar bölüm başkanları …bütün bu kurum kurullar üniversitedeki eğitimi masaya yatırılmalıdır. Üniversiteler: Kariyer Merkezi yoksa kurmalı ve çok iyi işletmelidir. Genel olarak  3 ana başlıkta hamleleri sayabiliriz.

  1. Dersler, dersler mutlaka çağa uygun olmalıdır. Derslerin, seçiminde yıllara dağılımda ve kredilendirilmesinde gerekli reform yapılmalıdır. Ana dal, yan dal ve ek yetkinlikleri kazanma imkânı mutlaka tanınmalıdır.
  2. Ders içerikleri, özellikle fakülte yönetimleri ve bölüm başkanlıkları ders içeriğine ilişkin ciddi çalışma yürütmek zorundadır. 30 yıldır aynı içerik ile ders verildiğini biliyoruz bu şekilde çağı yakalamak mümkün değildir.
  3. İş dünyası ile barışık bir eğitim politikası, şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: “mezun buradan çıkıp iş dünyasına gidecek” başka da bir yere değil. İş dünyası, şirketler, firmalar hatta çalışma dünyasının içindeki her insana üniversite derslikleri sonuna kadar açık olmalıdır.

Akademisyenler: Türkiye’de akademisyenler önemli ölçüde özgürlüğe sahiptir. Ders süresi, derste neye değineceği, sınavları vb. konularda genişçe bir hareket alanına sahiplerdir. Bu geniş alanın zaman zaman suiistimal edildiğini hepimiz biliyoruz. Böyle davranan, ders ya da yetkinlik öğretmek yerine ideolojik taraftar toplayan herkesi kolayca dersten geçiren hocalar çok sevilir. Oysa bu davranışlar genç için en tehlikeli yollara çıkar…

  1. Öğretim görevlileri, ders içeriğini sık sık güncellemelidir, yeni çağdaş ve etkili öğretim yöntem ve tekniklerini uygulamalıdır,
  2. Ders devamı konusunda titiz olmalı, gençlerin yanlış alışkanlıklar edinmesine yardım etmemelidir,
  3. Derslerinde teoriyi pratik ile zenginleştirmelidir.
  4. Staj, iş deneyimi uygulamalarına büyük önem verilmeli, üstünkörü yapılmasına izin verilmemelidir.
  5. Rehberlik anlayışı, ailesinden uzakta, kimlik karmaşası yaşan, çeşitli zorluklarla baş etmesi gereken genç ile ilgilenmeli, çözüm bulunmasına destek olunmalıdır.
  6. Sınavlar, çok iyi hazırlanmalı, bilgi, beceri ve yetkinlik kazanımı sağlıklı, doğru ölçülmelidir. Gençler basit sınavlarla tembelliğe alıştırılmamalıdır.

Başarılı sağlıklı bir yıl olsun !

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑