Planlama Becerisi I

Uzaktan çalışmaydı, nöbetleşe çalışmaydı ve yaz tatili derken Eylül ayı geldi çattı. Ancak, Covid-19 salgını olanca şiddetiyle devam ettiği için bazı uygulamalar çalıma ve eğitim hayatında devam edebilir. Sonuçta şekli ne olursa olsun çalışmak, hedeflere yürümek gerekiyor. Bu yazımda başarıya ulaşmak için planlama becerisi üzerinde durmak istiyorum.

              Çocuk ve gençlerle başarı programı ve yetişkinlerle de (öğretmenler) Eğitim Koçluğu eğitimleri veriyorum. Gözlemlerime göre, en zayıf noktamız; planlı yaşam. Çalışma plan ve plan uygulamaya gelince direnç ortaya çıkıyor. Bizim toplumumuzda planlı yaşama karşı negatif algı var. Planlama becerisini biraz daha açalım.

              Planlama tanımı: ‘bir işin, bir yapıtın gerçekleştirilmesi, bir konunun yolunda yürümesi için uyulması tasarlanan düzen. geleceğe dönük tasarı, düşünce. Bir amacı gerçekleştirecek şeyleri düşünmek, tasarlamak. Dikkatimizi çeken kavramlar: Düzen-gelecek-tasarı-amaç. Planlama gelecek zaman ile ilgilidir. Önümüzdeki veya daha uzak bir zamanın tasarlanması olarak tanımlanmaktadır. Planlı yaşamanın faydaları:

Amaca ulaşmaya yardımcı olur,

Zaman tasarrufu sağlar,

Bireydeki baskı ve stresi azaltır,

Verimliliği arttırır,

Dışardan (diğerleri: öğretmen-ebeveyn-amir vd.) gelen baskıları azaltır hatta yok eder.

Diğer işler faaliyetler için bolca zaman kalır.

Bireyin kendine olan güveni artar,

Problem çözme becerisi gelişir,

İş yaşamında başarıyı getirir,

Kriz yönetimi becerisi gelişir.

              İster bir işte çalışan profesyonel ister lise birinci sınıfa devam eden genç bir birey olsun planlama yaparken aşağıdaki temel şablona uygun davranmalıdır. (Günlük 6-8 saat olarak düzenlenmiştir.)

Faaliyet Türüİdeal zaman oranıSüre (saat)
Hedef/iş% 604 saat
Kişisel gelişim% 302 saat
Hobi vs.% 101 saat

Planlamanın ilk adımı bu şablona bağlı kalmaktır. Yani zaman esas iş/hedefe ayrılması gerekir. Başarı için bu çok önemli bir ayrıntıdır.

              Plan yapım sürecinde ön hazırlık için;

  • Ön hazırlık:
    • Hedeflerin açık olarak belirlenmesi.
    • Esneklik halihazırdaki düzeyinin ötesine geçebilmesi için esnek olmalıdır.
    • Ölçülebilirlik: Gözlem ya da başka bir yolla hedef ölçülemezse, hiçbir zaman oraya ulaşılıp ulaşılamadığı anlaşılamaz.
    • Ulaşılabilirlik: Aşırı hırslı hedefler hoş görünebilir, ama genellikle ulaşılamaz. Oysa, bir adım ilerlemeyi amaçlayan gerçekçi hedeflere ulaşılabilir.
    •  Uygunluk: Hedefler bireye ya da kuruma uygun değilse, amaçsızdır.
    •  Zamanlama: Hedefe varılacak zamanı belirlemek, başarının ölçülmesi için önemlidir. Açık uçlu zamanlara ilişkin anlaşmalar, genellikle gerçekleştirilmeden kalır (Clutterbuck, 1999; http://www.mentor-tr.com).

Ön hazırlık aşamasındaki hedef belirleme planlama aşamasındaki en önemli adımdır, hedef yoksa ya da uygun değilse planlı yaşamının gerekliliği ortadan kalkar. Yine ön hazırlık için ek bilgi araç gereçler şöyledir.

  • Masa Takvimi,
    • Akademik güncel Ajanda, (öğrenci, öğretmen ve akademisyenler)
    • Zaman içinde önemli olayların kronolojik notları (doğum günleri, sınav günü, bayram ve tatiller gibi)
    • Plan defteri,
    • Renkli kalemler

Örnek bir amaçlar listesi,

Örnek şablonda da vurgulandığı gibi hayat amaçlarının her biri ile yıllık ve kısa vadeli amaçlar arasında ilişki vardır, olması gerekir.

              Planlama aşmasında dikkat edilmesi gereken bazı kurallar söz konusudur. Bu kuralları şöyle sıralayabiliriz.

Plan kuralları

Her gün plan yapacağım,

Planda tüm etkinliklere yer vereceğim.

Planımı, 12.00-14.00 saatleri arasında yapacağım.

Masa takvimi kullanacağım.

Önemli tarihleri önceden takvime işaretleyeceğim.

Tüm etkinlikleri somut yazacağım.

Etkinlik aralığını geniş tutacağım.

Planımın oluşmasında yakın vadeli hedeflerime odaklı olacağım.

Her gün uyumadan “değerlendirme” yazacağım.

Her ayın son iş gününde planlarımı öğretmenine (koç öğretmeni-rehber öğretmen veya sınıf rehber öğretmeni) göstereceğim.

Her gün planımı, Instagram hesabımdan paylaşacağım.

Planımı, anne-babama grubumuzdaki arkadaşlarımla paylaşacağım.

Plan kurallarının birinci tekil şahıs kipiyle yazılması daha doğrudur. Bu şekilde, plan yapma ve plan uygulama motivasyonu artar. Plan kuralları atlanmaması gereken önemli bir adımdır. Genellikle plan defteri /ajandanın ilk sayfasına yazılır, yazdırılır.

Devam edeceğim, sağlıklı başarılı günler dilerim

Örgün Eğitime Kimlerle Nasıl Başlamalı ?

Covid-19 Salgını nedeniyle okulların açılması şimdilik 21 Eylül’e ertelendi. 21 Eylülden sonra örgün eğitimin “seyreltilmiş ve kademeli olarak başlayacağı” ilan edildi. Söylentilere göre, örgün eğitim ilkokul 1. Sınıflar, orta son (8.sınıflar) ve lise son (12.sınıflar) ilk olarak örgün eğitime geçecekler. Peki, bu öncelik sıralaması en doğru sıralama mı? bu soruya yanıt aramaya çalışacağız.

              Öncelikle, “seyreltilmiş” eğitim Türkiye’de kamu okullarında mümkün değildir. Ortalama her sınıfta 30 ile 36 arasında öğrenci olur. Sınıflarımızın ortalama 50 metrekare olduğunu kabul edersek tavsiye dilen (sağlık açısından ) öğrenci sayısı 12-13 öğrenci olması gerekir. Bu dağılımda öğrencilerin çok büyük bir kısmı dışarda kalır. Oysa, bazı sınıfların eğitimi uzaktan eğitime dönüştürülerek okul ve sınıf mevcutları istenen sayıya yakın hale getirilir. Benim önerim ilkokul 4. Sınıf, ortaokul 7. Ve 8 sınıf ile lise 11. Ve 12. Sınıflar için uzaktan eğitim modeli devreye alınabilir. Bu uygulama ekonomik bir yoldur aynı zamanda…

Alternatif sınıf kullanımı, kamu okulları özel okullarının sınıflarını kullanabilir. Bu durumda çeşitli pedagojik sorunlar oluşturmakla beraber seyreltme hedefine ulaşmada katkı sağlar. Kısmi, örgün eğitim ile uzaktan eğitimin harmanlanması yolu tercih edilebilir. Yani,

Matematik, Türkçe, Sosyal Bilimler, Fen Bilimleri, Edebiyat, Tarih, Coğrafya, Fizik, Kimya Biyoloji gibi derslerin örgün yüz yüze verilesi seçmeli ve diğer derslerin uzaktan eğitim yolu ile verilmesi seyreltme sürecine katkı sağlar.

Okulu tam zamanlı kullanmak, okulun açık olduğu, yüz yüze eğitimin yapıldığı gün ve saatleri arttırmak gerekiyor. Bu durumda akşam saatler, cumartesi ve pazar günleri okul açık tutularak yüz yüze eğitim yapılabilir. Her durumda ciddi tedbirler almadan yüzyüze eğitime geçmek, her şeyin eskisi gibi olması mümkün değildir. Yüz yüze eğitime aşkın bir anlam yüklemenin, ebeveynlerin bazı sorunlarının (çocuğa bakmak vs.) çözümü için eğitimi araçsallaştırmak doğru bir yaklaşım değildir. Özellikle örgün eğitime büyük anlam ve misyon yüklemekten vaz geçmeliyiz. Öğretmene-okula duyulan ihtiyaç artık azalmıştır. Uzaktan eğitimi geliştirmeli, lise öğrencileri için bir alternatif oluşturmalıyız. Bu yol, çağa uygun ve ekonomik bir yöntemdir.

              Kademeli örgün eğitime geçişlerde kimler önce başlamalı? İlkokul birinci sınıflar örgün eğitime alınmalı zira yaşları gereği bu çocukların uzaktan eğitimden yararlanması pek mümkün değildir. Kademeli geçişte bir diğer öncelik ortaokul 5 sınıflar olmalıdır. Bu grup bazı derslerle ilk defa karşılaşacak, alışkın oldukları tek öğretmen biçiminden çoklu öğretmen sistemine geçiş yapma durumunda olacaklardır. Bu durum ciddi psikolojik ve pedagojik uyum sürecini gerektirmektedir. Uyum meselesi hafife alınmaktadır. Genellikle, okul yönetimi çocukların karşısına çıkıp “artık ortaokuldasınız ona göre ha!” minvalinden bir konuşma yapmakta, rehber öğretmen de bazı bazı bölümlerini gezdirip okulu tanıtmaktadır. Bu faaliyetler doğru olmakla beraber çok çok ama eksiktir. İlk defa fen bilimleri dersi görecek çocuğun daha özenli bir uyum ve tanıtım faaliyetlerinden yararlanması gerekir. Bu grubu örgün eğitimin dışında tutmak öğrenme sorunu ortaya çıkarır. Uyum süreci sağlıksız geçer ve nihayetinde bu grup için kayıp zaman dilimi oluşur. Örgün eğitimden öncelikli yararlanması gereken diğer grup ise, lise 9.sınıf öğrencileridir. Ortaokul 5.sınıflar için sıraladığımız tüm gerekçeler bu grup için de geçerlidir. Ayrıca, YKS sürecinin kapsamında 9.sınıf önemli bir yer tutar. Bu sınıfta oluşan eksik öğrenme bireylerin kariyerin derin olumsuz izler bırakır.

              Salgın sürecinde örgün eğitime geçme konusunda, sabırlı, ayrıntılı planlara ihtiyaç var. Süreç içinde örgün eğitime katılacak grupların yukarıda sıraladığım gerekçeler dikkate alınarak bir kez daha gözden geçirilmesi hepimizin yararınadır. Salgın sona ersin veya ermesin, uzaktan eğitimi yaygınlaştırmanın hal çaresine mutlaka bakmalıyız.

              Sağlıklı başarılı günler dilerim.

Eski Bayramlar mı ? Yeni Bayramlar mı ?

Bu soru şöylede sorulabilir ‘eski Türkiye mi? Yeni Türkiye mi?’ benim tercihim yeni Türkiye dolayısıyla yeni bayramlardır.

          Eski bayramlarda daha mutluydum bu bir gerçek, olmayan şey çok, olan şey azdı. Yeni (kıyafet, ayakkabı vs.) çok çok azdı. Çoğunlukla kıyafetlerden sadece birisi yeni olurdu, diğerleri eski. Ama tek yeni bizi havalara uçurmaya yeterdi. Mantar tabanca, geceye değin süren oyunlar unutulmaz güzel anlar geçirirdik. Ama yaşınız ilerleyip ihtiyaçların sayısı, çeşidi artınca eski bayramları aramaz olduk. Ben yeni bayramları daha çok seviyorum.

          Yeni bayramlarda ekonomik gelişme, artan üretim miktarı yeniye ulaşmayı kolaylaştırdı, bir çocuğun tepeden tırnağa yeni kıyafetler giyinmesi çok zor değil artık. Çocukların, gençlerin ve hatta yetişkinlerin bayram günlerinde hoşça vakit geçirebileceği birçok alternatif etkinlik var. Teknolojik gelişmeler, sınırları kaldırdı, mesafeleri sıfıra indirdi. Bu muazzam gelişmeler hayatı kolaylaştırdığı gibi, bayram, tatil ve boş zaman gibi anların kolayca doldurulmasını sağladı. Şimdi, bayramlarda hem büyükler ziyaret edilip hem de birkaç saat sonra tatile çıkabiliyoruz. Daha çok yeni yer görüyor, daha farklı lezzetlerin tadına bakabiliyoruz. Bütün bunların yanında insanlar kendilerine de zaman ayırabiliyorlar…

          Eski bayramlar sürekli bir yokluk içinde geçen sıradışı günlerdi, mahallede köyde yeni kıyafeti tam alan birkaç çocuk ancak olurdu, onlarda öğretmen çocuğu filan olurdu. Buna rağmen çocuklar çok eğlenir güzel anılar biriktirirdi. Gece vaktine kadar süren oyunlar, zar zor biriken bayram harçlığı bu harçlıkla alınan dondurmaların, gazozun tadı yok artık…. Gazozun mu tadı değişti bizim tadımız kaçtı bilen yok? Galiba ikincisi oldu…

          İki bayramın muhasebesini yaptığımda yine de yeni bayramları tercih ediyorum. Çağın ruhu bizlere inanılmaz fırsatlar sunuyor, bu fırsatları değerlendirip anı yaşamak, bayramlarda tıpkı eskiden olduğu gibi mutlu olmak bizim elimizde, bunu fark etmemiz bile yeni zamanların armağanı… Haydi, bayram yerine…

          Mutlu sağlıklı bayramlar.

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑