Kariyer Danışmanlarına Öz

Bir saat önce cep telefonuma bir mesaj düştü: ‘..çevrenizdekilere üniversite tercih danışmanlığı yapabilmeniz için …. saat eğitim veriyoruz,.. ücreti’ filan yazıyor. Kariyer planlama ve bunun en önemli adımlarından birisi olan tercih danışmanlığının geldiği nokta… Peki bu duruma gelinmesi tesadüf mü? Değil. Bu yazımızda rehber öğretmen/psiklojik danışmanlara özel  birkaç satır yazmak istedim. LGS ve YKS tercih sürecinin yaz aylarına rastlaması yani tatil zamanı olması büyük handikap oluşturuyor. Önce iki yaklaşım tarzına bakalım.

İki Yaklaşım

Geleneklsel Model

  • Her öğretmen rehberlik yapar
  • Öğrenci ve aile edilgendir
  • Öğüt ve direktif temelli
  • Bilgi aktarılır
  • Grupla çalışılır
  • Teknik yön ağır basar
  • Güncellikten uzaktır
  • Sorumluluk yoktur

Çağdaş Model

  • Uzman rehberlik yapar
  • Öğrenci ve aile etkindir
  • Açık uçlu sorular..
  • Zayıf bilgi verilir, karara odaklanır
  • Seçenekler değerlendirilir,
  • Bireyle çalışılır
  • Psikolojik yön ağır basar
  • Günceldir,
  • Sorumluluk vardır,

Tercih döneminde bir dizi problem gözlenmektedir. Bu sorunlar bir günde oluşmuş sorunlar değildir elbette, bunun neticesinde süreç zorlu geçmektedir. Bu problemlerden bazıları şöyledir:

  • Ergen grubu ile çalışmak,
  • Aile deneyim eksikliği,
  • Yetersiz ön hazırlık,
  • Kariyer planının olmaması, yetersizliği,
  • Danışman yetersizliği, isteksizliği,
  • Diğer öğretmen ve yöneticilerin tutumları,
  • Gerçekleri kabul etmede güçlük,
  • Yanlış ve yetersiz bilgi bombardımanı,
  •  Zaman baskısı

Burada danışman yetersizliği ve isteksizliğine ayrı bir önem atfediyorum, çocuk ve gençler ve aileleri için son derece önemli kararların verildiği bu süreçte danışmanın yüksek motivasyon, iyi hazırlık ve titiz bir uygulamayı hayata geçirmesi gerekir.

İlkeler

  • Ergen psikolojisine gelişim özelliklerine hâkim olmak,
  • Aileleri yönlendirmek,
  • Bireysel çalışmak,
  • İkna becerisini geliştirmek,
  • Seçenekler hazırlamak,
  • Ön hazırlık yapmak,
  • Her birey için dosya ile çalışmak,
  • Yüksek motivasyon ile çalışmak,
  • ‘Ben bu işi biliyorum’ mesajını vermek,
  • Bireyi izlemek kontrol etmek,
  • Birey ve aileye zaman tanımak,
  • Doğru bilgilere sahip olmak ve kullanmak,
  • Bilişimi etkin kullanmak,

Okul Tercih Sürecinin Temel Kuralları

  • Tercih listesi: ‘İSTEK LİSTESİ’dir.
  • Seçenekler iyi araştırılmalıdır,
  • 2021 Yılı Taban puanlarının ne yöne gideceğini kimse bilemez.
  • Kariyer odaklı tercih listesi olmalı,
  • Tercih sayısının fazla olması yerleşme ihtimalini arttırır,
  • Her öğrenci için son kontrol yapılmalıdır,
  • Son karar çocuk ve ailesine bırakılmalıdır,
  • Okullar karşısında yansız tutum,
  • Özel eğitim kapsamındaki öğrenciler için de kariyer planlaması,
  • TERCİH DANIŞMANLIĞI BİR YILLIK ÇALIŞMANININ ÖZETİDİR…

Kariyer planlaması, okul danışmanlarının en önemli görevidir, uzmanlık ve güncel gelişmeleri iş dünyasını ve ekonomik günceli takip etmek gerekir. Bu sürecin sağlıklı başarılı geçmesi kariyer danışmanlarının çabası ile doğru orantılıdır.

          Sağlıklı ve mutlu günler!

Tarım ve Kariyer

14 Mayıs günü: ‘ Çitçiler Günü’ olarak kutlandı, tarım giderek daha çok önem kazanıyor. Tüm dünyayı etkisi altına alan salgın sürecinde, sağlıklı ve güvenli besine ulaşmada tarımsal faaliyetlerin önemi ortadadır. Konjonktürle olsa da doğal, basit ve sade köy yaşamına bir dönüş olduğunu gözlemliyoruz. Ülkemiz tarımsal avantajlarıyla gençlere iş ve kariyer fırsatı da sunmaktadır. Çocukluğu ve gençliği, çiftçi olarak geçen biri olarak bu konunda birkaç söz söyleme hakkım olduğuna inanıyorum.

          Türkiye’nin tarımsal üretim problemi, ‘az ya da yetersiz üretim’ olduğuna dair bir kanaat var. Bu doğru değildir ancak bu tarımsal üretimde problemlerimiz olmadığı anlamına gelmez. Önce problemlere bakalım, sonra da; önerilerimizi sıralayalım ve son olarak; kariyerini tarımsal faaliyetlerle sürdürmeye karar veren gençlere bazı öneriler sunalım.

Tarımsal Üretim sorunları

  1. Küçük tarım arazileri ve küçük tarım işletmeleri: Miras, vb. yollarla tarım arazisi sürekli küçülmektedir. Sulanabilir arazi sıkıntısı devam etmektedir.  
  2. Hatalı ürün ve tür seçimi: Bir çok çiftçi, toprak analizi, iklim analizi vb. analizler yapmadan üretime başlamaktadır. Bu da verim düşüklüğü, maliyet artışı gibi problemlere yol açmaktadır. Örneğin; mercimek ekimine uygun bir yere, fasulye ekmek, keçi yetiştirmeye uygun bir yerde koyun sürüsü denemek gibi.
  3. Üretim süreci hataları: Pek çok çiftçi hala atadan kalma usullerle tarım yapmaktadır, bu da verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır.
  4. Tarım istatistik bilgi sistemleri sorunu: Çiftçi bir ürün yetiştirmeye başladığında, sadece kendi çevresindeki ürünler hakkında bilgi sahibi olabilmektedir, oysa Urfa’da kaç dekar araziye ne ekilmiş, Kars’da kaç büyükbaş hayvan var vb. bilgileri gün gün takip edebilmesi gerekir.
  5. Eğitim bilgi eksikliği: Çiftçilerin, ürünler, ilaçlama, hasat vb. bir çok bilgiye ihtiyacı var, bu sorunlar da üretim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır.
  6. Pazarlama: Türk tarımının en önemli sorunu pazarlamadır. Eski usul, tonla, çuvalla pazarlama olduğu sürece para kazanamazlar. Ürüne katma değer kazandıracak yolların kullanılması gerekir.

Tarımsal Üretimde Kalite İçin

  1. Tarım arazileri çeşitli yollarla büyütülmeli, (kooperatif, sözleşmeli çiftlik vb.), sulanabilir arazi miktarı arttırılmalıdır.
  2. Tarım ürünü için, tarla toprak analizleri yapılmalı, mera, ahır insan kaynağı gibi faktörlere göre üretime başlanmalıdır,
  3. Modern tarım uygulamaları, makine kullanımı yaygınlaştırılmalıdır,
  4. Geniş bir tarım istatistik bilgi havuzu oluşturulmalı çiftçilere bilgi akışı sağlanmalıdır,
  5. Çiftçiler, yüz yüze, çevrimiçi ve farklı yollarla eğitimlerden geçirilmeli, sürekli gelişmeler takip edilmelidir.
  6. Pazarlama baştan sona değişmelidir: Ceviz üretimini düşünelim, çiftçinin elinde 2 ton kabuklu ceviz olsun bu günün fiyatlarıyla: 70.000 TL para kazanır, peki cevizleri kırarak, yarım kiloluk vakumlu paketlerse ne kazanır? (basit bir vakum makinası: 200-500 TL’dir. 2000 paket olur, her bir paketi 60 TL diyelim. Minumum 120.000 TL kazanır, devam edelim, cevizin yaprağı doğal boya yapımında kullanılır, ağacı kıymetlidir. Sonuç olarak ürüne katma değer kazandırmak, raf ömrünü uzatmak, kullanım kolaylığı sağlamak çiftçinin daha çok para kazanmasını sağlar. Tarımsal pazarlama için; internet ortamını kullanmak, sanal dükkân açmak, satış mezatları düzenlemek tarımsal pazarlama için çok önemli fırsatlar sunabilir. Sözleşmeli tarım uygulamaları, tarımsal sigorta devam etmelidir. Ürün için patent, coğrafi tescil belgelerine sahip olmak da tarımsal üretimde kaliteyi arttırır.

Tarım ve Kariyer

     Türkiye’de nüfusun önemli kısmı şehirlerde yaşıyor, kırsalda ve tarlada yeterli tarım girişimcisi yok. Bunun pek çok nedeni var. Bütün bunlara rağmen; kariyerini tarımda arayanlara birkaç öneri sunalım:

  1. Tarım, alın terine dayalı, fiziki güç isteyen, aynı zamanda stratejiyi ödüllendiren bir sektördür.
  2. Tarım konusunda tecrübesi olmayan gençler, bir çiftçinin, sürü sahibinin yanında en az birkaç hafta zaman geçirmelidir,
  3. İyi bir planlama yapmalıdır, orta ve uzun vadeli ürünleri planlamalıdır. Örnek: 60 dekar arazi var. 20 dekar kısa vade, buğday, 20 dekar orta vade ürünü (ceviz, üzüm vb.) ve 20 dekar da katma değeri yüksek (fasulye, domates, salatalık vb.) ürün ekmeli, bütün bunların yanında birkaç küçük veya büyükbaş hayvan, tavuk yetiştirmelidir.
  4. Bu sektöre giren kişi ailesi ile mutabık kalmalıdır,
  5. Farklı ürün, alternatif ürünler için, küçük bir ARGE Serası veya tarlası ayırmalıdır,
  6. Tescilli ürünler, orijinal ırklar için çaba harcamalıdır,
  7. Boş zamanlarında; diğer çiftçileri ziyaret etmeli, tarlalarını, ahırlarına gözlem gezileri düzenlemelidir,
  8. Ürettiği, ürünlerin pazarlanması için ekstra çaba harcamalıdır,
  9. Tarımsal üretimde ikincil konumdaki çıktıları da değerlendirmelidir. Örnek: koyun, tavuk gübresi, zeytin ağacı çiçek ve yaprağı, odunu vs.

Tarım girişimcisi adaylara son olarak altın kuralı hatırlatalım: Severek yapılan işte kayıp yoktur, kazanç vardır.

                    Sağlıklı başarılı günler !

Amaca Göre Okumak

Türkiye’de, ‘’yeterli düzeyde kitap okunmadığı” sık sık dile getirilir. Bu düşünce büyük ölçüde yanlıştır buna mukabil “doğru okuma ” noktasında bazı problemler bulunmaktadır. Bu yazımızda, profesyoneller için okuma önerileri, başka bir ifadeyle doğru okumanın adımları anlatılacaktır. Okumaya başlamanın ilk şartı amaçların belirlenmesidir. Burada “amaca göre okumak” olarak teorikleştirdiğimiz okumanın içeriğine bakalım.

         Genel olarak, amaca göre okuma faaliyeti üç bölüme ayrılır. Her bir bölümde ilkelere dikkat edilerek yapılan okuma verimini en üst seviyeye çıkaracaktır.

         Okuma için genel ilkeler, okuma için 3 N kuralını kullanabiliriz: Nerde, Ne zaman ve Nasıl ? önce; “NE ZAMAN” ? sorusuna yanıt bulalım: 24 saatlik zaman diliminde öğrenme/okuma için en uygun saatler, sabah: 10.00- 12.00 ve öğleden sonra: 14.00-16.00 arasındadır. Oysa bir çok profesyonel çalışan bu saatleri okumak için ayıramaz. Bu durumda en uygun zaman, haftasonu bu saatler ve iş sürecinde, 12.00-13.00 ve 16.00’dan sonraki saatler ve akşam 18.00 -20.00 ile sabah 05.00-07.00 saatleri arasıdır. Bu saatlerin dışında yapılan okuma verimsiz olur. NERDE OKUNMALI ? okuma faaliyeti, mümkünse iş yeri, ev, çalışma odası gibi mekanlarda ve mutlaka masada yapılmalıdır. NASIL OKUNMALI? Profesyoneller, okuma faaliyetini dikkatli ve özenli yapmalılar, bunun için not alarak okuma, kitaba işaretler koyma indeks oluşturma gibi faaliyetlerle birlikte okumalıdır. “Okuyup geçme” okumanın amaca ulaşmasını engeller. Amaca göre okumanın üç şekline daha ayrıntılı bakalım.

  1.Yazmak için Okuma

         Bir yazım için okuma en çok ihtiyaç duyulan okuma biçimidir. Yazım konusu: tez yazımı, makale yazımı, kitap yazımı ve diğer edebi yazım biçimleridir. Tez yazımı için okumaya başlamadan bir okuma listesi hazırlanmalıdır. Bu liste danışman akademisyenin nezaretinde şekillenmesi gerekir. Okunacakların ayrıca sıraya konulması yararlı olacaktır. Okuma listesindeki kitap/makale/ tez vb. temin edilmesinden sonra genel ilkelere uyularak okuma faaliyetine başlanmalıdır. Okuma sırasında, mutlaka yazımda kullanılacak notlar, doğrudan veya dolaylı alıntı şeklinde bilgisayarda açılacak dosyalara kayıt edilmelidir. Her alıntının kaynakçası da yine kayıt edilmelidir. Kayıt altın alınmayan ancak yazım sırasında kullanılma durumu olan yerler okuma, sırasında okunan kaynağın üzerinde not alınarak işaretlenmelidir. Yazım için okumada tüm sürecin 1/3’nü geçmemelidir. Örneğin 6 aylık planda, okuma için en fazla 2 ay kullanılmalıdır. Okuma listesinde ara vermeden okumaya özen göstermek yararlı olacaktır. Uzun aralar, unutmaya yol açabilir. Okuma listesi bitince, gerekirse ek okuma listesi hazırlanarak kısa sürede aynı yöntemi kullanarak okuma sona erdirilmelidir.

2. İş için Okuma

         İş için okuma da yazım okuması gibi profesyonel çalışanların izlemesi gereken okuma türüdür. Önce, NE OKUMALI? Sorusuna yanıt arayalım. Okuma listemizdeki dergi, makale, kitap vb. okuma malzemeleri doğrudan iş ile ilgili olmalıdır. NE ZAMAN OKUNMALI? Okuma ile ilgili uygun zaman dilimleri değişmez ancak iş saatinde okuma yapmak oldukça zordur bu nedenle, işin hafiflediği 16.00’dan sonra, öğle arası saatlerde ve evde akşam ile haftasonu okuma yapılmalıdır. Okuma faaliyeti masa başında, aşağıdakine benzer bir indeksse kayıt yaparak, kalem ile işaretleme yaparak bazı notlar alarak yapılmalıdır. İndeks örneği:

Yukarıdakine benzer bir indeks kayıt dosyası mümkün olduğu kadar bilgisayarda oluşturulacak bir dosya üzerinden yapılmalıdır. İndeks her kitap vb. için ayrı ayrı yapılabileceği gibi tema veya konu odaklı da yapılabilir. İndekse ek olarak notlarında okuma sırasında kaydedilmesi yararlı olacaktır.

3. Kişisel Gelişim için Okuma

         Kişisel gelişim için okuma, iş, görev ile ilgili olmakla beraber daha ziyade alt/yan beceri ve hobiler için okumayı kapsar. Örneğin, okul psikolojik danışmanının; yaşlı psikolojisi okuması dolaylı bir okumadır. Yine, ikna, koçluk gelişim finansal okur yazarlık gibi okumalar kişisel gelişim amaçlı okumlardır. Hobi öğrenme, geliştirme hedefli okumalar da bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu türde okumada, daha az verimli saatlerin kullanılmasında bir sakınca yoktur.

         Sonuç olarak, okuma amacının tespiti çok önemli bir adımdır. Bundan sonra verimli bir okuma yapmanın diğer adımlarını izlemek yararlı olacaktır. Önemli olan bir ayda beş kitap okuyup unutmak değil, bir kitap okuyup gerekli not ve kayıtların tutularak gelişime katkı sunmasıdır.

         Yanınızdan kitap eksik olmasın !!

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑