Eğitimde Kutlama

Milli Eğitim Bakanlığı adını öba olarak belirlediği digital öğretmen eğitim platformunu hayata geçirdi. Platformda seminerler ve kurslar yer almaktadır. Zaman mekân kısıtı olmadan çok farklı konurlarda eğitim alınabiliyor. Ben de zaman zaman öba platformuna giriş yaparak buradaki seminer ve kurslara katılıyorum. Son bir  yılda bu platformdan 23 eğitimi tamamlama imkânım oldu. Geçen ay; Dr. Bekir KUL’un konuşmacı olduğu: Sosyal Sorumluluk ve Toplum Hizmeti Çalışmaları Semineri ‘ne katıldım. Bekir hoca eğitimin bir yerinde sosyal sorumluluk projesi döngüsüne değiniyordu. Bu döngüde; “kutlama” adımı vardı. Birden zihnimde bir şimşek çaktı. Acaba eğitimde kutlama etkinliğini yeterince yer veriliyor mu? Kutlama eğitimde önemli bir araç değil mi? Ödül ile kutlama aynı şey mi? Bu sorular zihnimi kurcalar iken eğitimde : “kutlama” anlayışının hemen hemen hiç yer verilmediğini fark ettim.

          Ödül ve Kutlama

          Ödül, Ödül, istendik davranışı pekiştirmeye, ceza, istenmeyen davranışları ortadan kaldırmaya yöneliktir. Araştırmalar ödülün insan davranışını değiştirmede daha etkili olduğunu göstermektedir. Ödül:  

Olumlu davranışı pekiştirir,

Moral ve motivasyonu destekler,

Olumlu benlik algısına katkı sunar,

Sosyal kabulü arttırır.

          Ödül ile Kutlama aynı şey gibi görünmekle birlikte aynı şey değildir          Kutlama, TDK Sözlüğüne göre, 1. Mutlu bir olaya sevinildiğini söz, yazı veya armağanla anlatmak, kutlamak, tebrik etmek. 2. Önemli bir olayın gerçekleşmesinin yıl dönümü dolayısıyla tören yapmak, tesit etmek.

          Ödül ile Kutlama farklılıkları:

  1. Ödül çoğunlukla bireyseldir, buna mukabil kutlama grup, ekip takım ile ilgilidir.
  2. Ödülde sonuçlar üzerinden bir edinim söz konusudur. Kutlamada ise sonuçlardan bağımsız süreç ile ilgilidir.
  3. Ödül, de bazıları dışta kalır. En yüksek notu alan ödülü alır, örneğin. Kutlamada tüm grup dâhil olur ve dışarda kalan olmaz.
  4. Ödül yarışmanın sonucudur, diğerlerinden daha yetenekli olan daha zeki olan ödülü alır. Kutlama da ise, her üye yetenekleri kadar sürece katkı sunar. Sonuç edinimlerinde katkısı olur. Kimse en önde değildir, kimse geride de kalmamıştır.
  5. Ödül daha rekabetçi bir ortam tesis eder. Kutlamada, rekabet zayıftır,  işbirliği daha güçlüdür.

Eğitimde Kutlama

          Eğitimin temeli öğrenmedir. Okulun görevi öğretim yapmaktır. Öğretim üstün bir yetenek, dikkat, konsantrasyon ile sağlanan uzun soluklu bir süreçtir. Çocukların, ergenlerin ve gençlerin öğrenim gelişimini sağlamak hiç kolay değildir. Her birinin apayrı bir gündemi, geldiği sosyokültürel çevre, aile yapısı ve her birinin farklı motivasyon kaynakları vardır. Bu veriler gün içinde, farklı derslerde, farklı öğretmenlerde ve daha birçok durumsal faktörlere göre değişim göstermektedir. Bütün bu süreci en yüksek başarıyla geçirmek için kutlama kültürü oluşturmalı ve derslerde kutlama faaliyetlerine yer vermeliyiz.

Nasıl Kutlarız?

Eğitimde, sınıfta ve derslerde mutlaka bir kutlama programı olmalıdır. Kutlama için önceden belirlenmiş somut kriterler belirlenmeli ve ilan edilmelidir. Benim önerim 75/75 kuralıdır, yani dersteki, etkinlikteki kazanımların %75’nin sınıfın veya grubun %75’i tarafından öğrenilmişse kutlama yapılmalıdır. Bu sonucu görebilmek için somut testlerin, gözlem formlarının, kontrol formlarının kullanılması gerekir. Neler yapılabilir

Kek, pasta yemek.

Dondurma yemek

Müzik dinlemek, dans etmek.

Tüm grubun katılacağı şarkı söylemek

Piknik yapmak

Tüm çocukların sınıfın ortasında daire oluşturarak kutlama yapması.

Parti yapmak

Film izlemek

Kutlama programı, kısa (ders içinde) ay sonu, dönem ve yılsonu şeklinde olabilir. Buradaki temel gaye öğrenme ve gelişim çaba ve sürecinin kutlanmasındır. Öğretmen kutlama etkinliğin hemen başında bu gayeyi, nereye geldiklerini belirten kısa bir konuşma yapmalıdır. Böylece öğrenmelerin bireye mal olması kolaylaşır. Anlamı zenginleşir ve hafızada kalma süresi en ez % 80 oranında artar. Yeni öğrenmelere kredi açar. Dersler daha eğlenceli ve öğretici geçer. Öğretmen öğrenci işbirliğini geliştirir.

Eğitim dünyamızdaki klasik yöntem ve teknikleri etkin kullanmalı, yeni yöntem ve teknikleri de öğretim zenginliği için okul hayatına dâhil etmeliyiz. Okulu, zorunlu nahoş bir yaşam kesimi olmaktan çıkarmak için, ödül ve kutlama etkinliklerine mutlaka daha fazla yer vermeliyiz.

Öğrenme ve Katılım

Öğrenme, belli bir dikkat ve motivasyon gerektiren üst düzey bilişsel bir süreçtir. Dünya’daki tüm eğitim sistemleri aynı amaca dönük çalışırlar: ‘daha çok bireye daha çok öğretmek…’Bu hedefe ulaşmak içinde her ülkede büyük bir ekonomik sarfiyat beşeri çaba sergilenmektedir. Görece az nüfuslu yüksek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine sahip birkaç ülke (Singapur, Finlandiya …) dışında kalan dünyanın ideal öğrenme düzeyine ulaştıkları söylenemez. 

Türkiye, yaklaşık 18 milyon (zorunlu eğitim çağı) öğrencisi ile henüz ideal öğrenim performansı (PISA, TIMSS ) sonuçlarına yaklaşmakla birlikte uzaktır. Bu sonuçlar üzerinde daha fazla düşünmeli, araştırma, geliştirme çalışmalarına odaklanmalıyız.

İster akademik beceriler ister eğitsel ve sosyal beceriler olsun hepsinin temelinde bir öğretim ve öğrenme süreci yatmaktadır. Esasen bu üç alan her bakımdan birbirinin içine geçmiş vaziyettedir. Belirli somut hedefler, stratejiler yöntem ve teknikler ve etkileşimle öğrenme gerçekleşir. Yani, ister sınıfa selam vererek olsun, ister takım içindeki görevine sadık olmak olsun veya üçgende açılar olsun hepsi öğrenme ile sahip olunan yetkinlikler ve becerilerdir…

Öğrenme ile ilgili herkesin bildiği şey; en yüksek öğrenme düzeyine ulaşmak için ‘öğrenilecek içeriğin öğrenci tarafından yapılması gerekir’ Sonuç olarak dinlediğimiz, gördüğümüz şeyleri belli oranda öğrenirken davranışı, beceriyi sergilediğimiz içeriği en yüksek düzeyde öğreniriz ve hafızada kalma süresi çok daha uzun olur… Bu gerçekten hareketle; öğrenme performansı için son geleceğimiz nokta katılımdır.

Katılım, genellikle eksik ve yanlış bilinmektedir. Katılım denince; öğrencinin derste el kaldırması, sorulara yanıt vermesi veya çözüm sergilemesi akla gelmektedir… Şüphesiz bu davranışlar katılımı gösterir; ancak eksiktir. Okullarımızda, sınıflarda genellikle 3 grup öğrenci olur.

  1. Aktif Grup, ön sıralarda oturur, ‘istendik’ katılım gösterirler. Bu gruplar ders ders değişir (Matematikte başka, Resim de başka Spor da başka)
  2. Nötr Grup, en büyük kitleyi bu grup oluşturur, derse, konuya hatta kişisel motivasyonuna göre aktif veya pasif gruba dâhil olurlar.
  3. Pasif Grup, tüm ders ve konularda pasif katılımcı olurlar. En az öğrenen grup bu gruptur.

Öğrenme düzeyini arttırmak için katılımı arttırmak gerekiyor. İlk olarak geleneksel katılım biçimi yetersizdir bunu kabul ederek işe başlamalıyız…

Katılım için:

  1. Geleneksel katılım yollarını etkin kullanmak. Yani sormak, cevap vermek, yorum yapmak, ekleme çıkarma yapmak gibi teknikler her derste kullanılmalı… Yine katılımcı olan aktif grup dışında kalanlar da katılımcılığa cesaretlendirilmeli, hatta zaman zaman zorlanmalıdır.
  2. Katılımı zenginleştirme, temelde 2 hedefi vardır. Katılımcı öğrenci sayısını arttırmak ve katılım biçimlerini farklılaştırmak… Açalım, katılımcıyı arttırmanın ilk ve en önemli adımı katılım alışkanlığı kazandırmaktır. Katılım sağlayan (az-çok, önemli-önemsiz, faydalı-az faydalı vb.)katkısı için; ‘teşekkür’ edilmeli ve sınıftaki tüm öğrenciler tarafından dinlemesi-izlenmesi sağlanmalıdır. İkinci adımda ise, katılım araçlarının-biçimlerinin zenginleştirilmesi gerekiyor. Bunun için, emoji  kullanımı, el parmak işaretleri, bir soru yanıtı için her öğrencinin belli basamaklarında yanıt vermesi sağlanmalı..örnek 1: Sosyal Bilgilerde: ‘Birinci Dünya Savaşının sonuçlarını’ sorduk (10 madde sonuç olsun) arka sıradan öne doğru her öğrencinin bir (1) madde yanıtı vermesi istenebilir. Sırası gelen takılırsa o yanıt vermeden bir sonrakine geçilmez. Örnek 2: Matematik dersinde bir soru bir A4 kâğıdına yazılarak isminin ilk harfi ‘m’ olanlardan sıra ile bir kısım işlemi yapması istenebilir.

Katılımı sürekli bir öğrenme-öğretme süreci olarak ele almalı ve her ders, her bilgi-beceri bu yolla öğretilmelidir. Dersteki bulunan her çocuk (istisna yok) yetenekleri doğrultusunda katılımı sağlanmalıdır. Bunu başaran öğretmen, okuma yazması olmayan öğrenciyi bile öğrenme ortamına dâhil edebilir ve bir yıl içinde büyük fark yaratabilir… Katılımdaki en önemli fırsatlardan birisi de yaratıcı açık uçlu sorulardan sağlanır… yanıtı öğrenciye buldurduğumuz an TAM ÖĞRENME gerçekleşmiştir ve bu bilgi/beceri veya tutum kalıcı hafızaya kaydedilmiştir.

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑