Ana Sayfa

Eğitimde Hedef Sorunu

Geçen yaz aylarında okul/kurum müdürleri için YÖGEP (Yönetici Geliştirme Eğitim Programı) gündeme alındı. Bu kapsamda 4 oturumdan oluşan bir eğitim programı uygulandı… YÖGEP birinci eğitim programında; Ron Clark’ın Hikayesi adlı bir film gösterildi… halen hayatta olan bu müthiş öğretmenin hikayesi beni çok etkiledi…hemen film sırasında bay Clark’ın bir kitabının olup olmadığına baktım. Vardı Ekim ayında aldım ve 2.5 gün içinde tabir yerindeyse bir nefeste okudum. Bazı notlar aldım…

          Kitabın daha hemen başında şu satırlar dikkatimi çekti:

          “… Bay Clark, endişelenmeyin, her şey yolunda gidecek. Bir tek çocuğun yaşamını etkileyebildiğiniz sürece, başarılı sayılırsınız.”..Bu sözden hala hoşlanmam, eğitime, öğrencilerimizin her birini etkileme kararlığıyla yaklaşmamız gerektiğine inanıyorum. Bir tek çocuğa ulaşarak ‘başarı’ sağlama anlayışı yeterli değildir. Her yıla, o sınıftaki çocukların her biri için bir yaşam boyu fark yaratacak yalnızca bir yılımın olduğunu bilerek başlıyorum ve bunu sağlamak için tüm gücümle çalışıyorum (Clark, 2003:xx-xxi).

            Ben mesleğinde 22 yılı geride bırakmış bir öğretmenim. Öğretmen Clark’ın ifade ettiği durum bize yabancı olsaydı bu satırları yazma zahmetine girmeye gerek kalmazdı. Lakin bu hedefsizlik, yetersiz hedefler, yanlış hedefler eğitim dünyamızın ciddi bir problemi… Sınıfını Ron Clark’a devreden öğretmenin söylediklerini okullarda, okul yöneticilerinden, öğretmenler odasından, bir çok öğretmenden hatta maarif müfettişlerinden o kadar çok duydum ki !! Büyük bir insan kaynağının, ekonomik sarfiyatın milyarca saatin böylece boşa geçtiğini düşünüyorum. Pek çok uzmanın aklından şöyle bir şey geçiyordur: ‘Bir öğretmen ne yapabilir, bütçe yok, eğitim araç gereci yetersiz, ebeveynler ilgisiz, çocuklar isteksiz..’ doğrudur. Tam da burada bireysel öğretmen hedefleri, iddiası devreye girmeli…

            Milli Eğitim Bakanlığı, makro hedefler belirler bu hedeflere ulaşmak için stratejik amaçlar takvim ve göstergeleri belirler. Süreç boyunca bu hedeflere ulaşmaya çalışır… İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri de benzer bir planlama yapar. Benim konum bunlardan farklıdır, okulların ve öğretmenlerin hedefleri olması ve onların rehberliğinde öğrencilerin de hedeflerinin olmasıdır.

            Amaçsız/hedefsiz bir eğitim yılı kesinlikle kayıp yıldır. Basit gibi görünüyor ama öyle değil. Böylece amaçsız heba olan yılın ekonomik, zaman ve moral kaybı inanılmaz boyutta olur. Peki okulların nasıl hedefleri olabilir? Biraz da bu soruya cevap bulmaya çalışalım.. Her okul, kendi genel ve özel eğitsel amaçları doğrultusunda, somut, ölçülebilir, takvim ve gösterge kriterleri olan hedefler belirlemelidir. Bunu ailelerden, öğretmenlerden, öğrencilerden ve diğer ilgililerin katılacağı bir beyin fırtınası toplantı zincirleri ile belirlemelidir. Burada dikkat edilecek şey hedef etkinlik karmaşasına düşmemek olacaktır. Örneğin: 

Hedef 1. ‘Millet kütüphanesine Şubat 2023’de gezi düzenlemek’ biçiminde bir hedef belirlememelidir. Bu faaliyet bir hedefe ulaşmak için bir etkinlik yani araç olabilir hedef değildir. Oysa bu teknik olarak iyi bir hedeftir, somuttur, takvim de belirlenmiştir, hedef kriterlerini karşılar… Tekrar ifade etmek gerekirse, hedefler biraz daha uzak, karmaşık birçok etkinlik, öğretim zenginliği ve tarafların yüksek motivasyonu ile varılan noktalardır. Biraz önceki örneğe dönelim şöyle bir hedef olabilir.

Hedef 1. Çocuklara kitap okumayı sevdirmek…

 Hedef 2. Öğrenci başına düşen kitap okuma sayfasını/sayısını yıl sonuna kadar 1000/6  çıkarmak.

            Okulların hedefleri önemlidir ama en önemlisi öğretmenin iddiası ve hedefleridir. Hedefsiz bir yıl baştan kayıp yıldır, hedefsiz bir kademe kayıp nesildir. Hedefsiz okullar yılları ülke için yeri doldurulamaz bir kayıptır. Hedefler birinci tekil şahıs kipiyle yazılmalıdır. Somut ve ölçülebilir olmalıdır. O halde, öğretmenin hedefleri neler olabilir: Öğretmenin hedeflerini üç başlık altında toplayabiliriz:

  1. Özge hedefler; öğretmenin kendine özel kişisel hedefleridir. Öğretmen, öğrencileri için rol model ve aynı zamanda ilham kaynağıdır. Kendi hedefleri olmayan bir öğretmen çocukların lideri olamaz. Bu hedefler ihmal edilmemelidir. Hedefler birinci tekil şahıs kipiyle yazılmalıdır

Örnek Liste:

  • Yüksek Lisans eğitimine başlayacağım,
  • Sınıf Yönetimi eğitimine katılacağım,
  • Ölçme değerlendirme eğitimine katılacağım,
  • Mangala oyununu öğreneceğim,
  • Bir spor dalında lisans edineceğim,
  • Çevredeki 3 gölü gezeceğim,
  • Eğitim ile ilgili 5 film izleyeceğim,
  • Kimsesiz çocukları ziyaret edeceğim,
  • Evde 10 yeni çiçek ekeceğim,
  • Yıl Hedefleri; İçinde bulunulan eğitim yılı hedefleridir. En önemli hedef listesi bu liste olacaktır.

Örnek Liste:

  • Okumayı yazmayı her öğrenciye öğreteceğim,
  • Her çocuk 100’e kadar sayacak ve yazabilecek,
  • Sınıfımdaki çocuklar, herkese her gün selam vermeyi öğrenecek ve selam verecek,
  • Tüm yılın sonunda ödev yapılma oranı %100’de 100 olacak,
  • Her çocuk en az 10 kitap okuyacak,
  • Türkçe dersi sınıf puan ortalaması 70’i geçecek,
  • LGS hazırlananlar Matematik dersinden doğru yanıt sayısını 4’den 8’e çıkaracağız,
  • Sınıfın %10’u bir spor faaliyetine devam edecek,
  • Sınıf olarak yılsonunda resim/fotoğraf sergisi düzenleyeceğiz,
  • Okulda 10 öğrenciyi girişimci adayı eğitimine alacağız,
  • Sınıftaki her öğrenci evinde en az her gün 5 tane iş yapacak, sorumluluk alacak,
  • Özel hedefler; bu liste daha durumsal ve tek tek bireylere odaklı olacaktır. Herhangi bir çalışmada geride kalmayan çocuklar yoksa bu listeye gerek olmayacaktır. Ne var ki! Böyle listeye ihtiyaç olacağını gösteriyor çünkü sınıftaki her çocuğun yetenek düzeyleri, öğrenme hızları, motivasyonları ve sosyoekonomik şartları farklı bu nedenle bu liste taslağı elimizin altında bulunmalıdır.

  Örnek Liste:

  • …..1 ay içinde kelimeleri okuyacak,
  • ….. Birinci yarıyıl sonunda sınıf ortalamasını yakalayacak,
  • … Spor takımına girecek,
  • …. Satranç öğrenerek okuldaki satranç turnuvasına katılacak.

Okulun hedefleri var, öğretmenlerin hedefleri var ama yeterli değildir sırada öğrencilerin en azından eğitim yılı hedefleri olması gerekir. Bu hedeflerin oluşmasında öğretmenler rehberlik yol göstericilik ve yardım etmelidirler. Belirlenecek hedeflerin; somut, genel hayat amaçlarıyla uyumlu, geliştirici, ölçülen ve takvime bağlı olması gerekir. Ayrıca, hedefler ben dili (yapacağım, geçeceğim, ulaşacağım vb.) şeklinde yazılması ve ifade edilmesi gerekir. Hedefler (her paydaş için) açıkça yazılmalı, okulda, sınıflarda, evlerde, ajandalarda, sosyal medya hesaplarında ilan edilmelidir. Zaman zaman hedefler ile ilgili toplantılar düzenlenmelidir.

Ron Clark ile başladık onunla bitirelim.. ‘’ … Yalnızca okulun değil, ülkenin en iyi sınıfı oluruz…’’ ekliyor Bay Clark: “ Ülkedeki hangi 30 çocuğu sınıfıma koyarsanız koyun ben buna inanırım” (Clark, 2003: 154). Sayın Clark şunu diyor: göçmen, yoksul çocuklar, meslek lisesi, kaynaştırma öğrencisi, şımarık çocuklar….vs. fark etmez, ben onların hayatını bir yıl sonunda sonsuza dek değiştiririm… Böyle öğretmenlere bu gün her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var!

Ne dersiniz!

Kaynak: Clark, R. (2003) Öğretmenin 55 Altın Kuralı, Çev.: E. Davutoğlu. Ankara: Arkadaş Yayınevi.

Öğrenme ve Katılım

Öğrenme, belli bir dikkat ve motivasyon gerektiren üst düzey bilişsel bir süreçtir. Dünya’daki tüm eğitim sistemleri aynı amaca dönük çalışırlar: ‘daha çok bireye daha çok öğretmek…’Bu hedefe ulaşmak içinde her ülkede büyük bir ekonomik sarfiyat beşeri çaba sergilenmektedir. Görece az nüfuslu yüksek sosyoekonomik gelişmişlik düzeyine sahip birkaç ülke (Singapur, Finlandiya …) dışında kalan dünyanın ideal öğrenme düzeyine ulaştıkları söylenemez. 

Türkiye, yaklaşık 18 milyon (zorunlu eğitim çağı) öğrencisi ile henüz ideal öğrenim performansı (PISA, TIMSS ) sonuçlarına yaklaşmakla birlikte uzaktır. Bu sonuçlar üzerinde daha fazla düşünmeli, araştırma, geliştirme çalışmalarına odaklanmalıyız.

İster akademik beceriler ister eğitsel ve sosyal beceriler olsun hepsinin temelinde bir öğretim ve öğrenme süreci yatmaktadır. Esasen bu üç alan her bakımdan birbirinin içine geçmiş vaziyettedir. Belirli somut hedefler, stratejiler yöntem ve teknikler ve etkileşimle öğrenme gerçekleşir. Yani, ister sınıfa selam vererek olsun, ister takım içindeki görevine sadık olmak olsun veya üçgende açılar olsun hepsi öğrenme ile sahip olunan yetkinlikler ve becerilerdir…

Öğrenme ile ilgili herkesin bildiği şey; en yüksek öğrenme düzeyine ulaşmak için ‘öğrenilecek içeriğin öğrenci tarafından yapılması gerekir’ Sonuç olarak dinlediğimiz, gördüğümüz şeyleri belli oranda öğrenirken davranışı, beceriyi sergilediğimiz içeriği en yüksek düzeyde öğreniriz ve hafızada kalma süresi çok daha uzun olur… Bu gerçekten hareketle; öğrenme performansı için son geleceğimiz nokta katılımdır.

Katılım, genellikle eksik ve yanlış bilinmektedir. Katılım denince; öğrencinin derste el kaldırması, sorulara yanıt vermesi veya çözüm sergilemesi akla gelmektedir… Şüphesiz bu davranışlar katılımı gösterir; ancak eksiktir. Okullarımızda, sınıflarda genellikle 3 grup öğrenci olur.

  1. Aktif Grup, ön sıralarda oturur, ‘istendik’ katılım gösterirler. Bu gruplar ders ders değişir (Matematikte başka, Resim de başka Spor da başka)
  2. Nötr Grup, en büyük kitleyi bu grup oluşturur, derse, konuya hatta kişisel motivasyonuna göre aktif veya pasif gruba dâhil olurlar.
  3. Pasif Grup, tüm ders ve konularda pasif katılımcı olurlar. En az öğrenen grup bu gruptur.

Öğrenme düzeyini arttırmak için katılımı arttırmak gerekiyor. İlk olarak geleneksel katılım biçimi yetersizdir bunu kabul ederek işe başlamalıyız…

Katılım için:

  1. Geleneksel katılım yollarını etkin kullanmak. Yani sormak, cevap vermek, yorum yapmak, ekleme çıkarma yapmak gibi teknikler her derste kullanılmalı… Yine katılımcı olan aktif grup dışında kalanlar da katılımcılığa cesaretlendirilmeli, hatta zaman zaman zorlanmalıdır.
  2. Katılımı zenginleştirme, temelde 2 hedefi vardır. Katılımcı öğrenci sayısını arttırmak ve katılım biçimlerini farklılaştırmak… Açalım, katılımcıyı arttırmanın ilk ve en önemli adımı katılım alışkanlığı kazandırmaktır. Katılım sağlayan (az-çok, önemli-önemsiz, faydalı-az faydalı vb.)katkısı için; ‘teşekkür’ edilmeli ve sınıftaki tüm öğrenciler tarafından dinlemesi-izlenmesi sağlanmalıdır. İkinci adımda ise, katılım araçlarının-biçimlerinin zenginleştirilmesi gerekiyor. Bunun için, emoji  kullanımı, el parmak işaretleri, bir soru yanıtı için her öğrencinin belli basamaklarında yanıt vermesi sağlanmalı..örnek 1: Sosyal Bilgilerde: ‘Birinci Dünya Savaşının sonuçlarını’ sorduk (10 madde sonuç olsun) arka sıradan öne doğru her öğrencinin bir (1) madde yanıtı vermesi istenebilir. Sırası gelen takılırsa o yanıt vermeden bir sonrakine geçilmez. Örnek 2: Matematik dersinde bir soru bir A4 kâğıdına yazılarak isminin ilk harfi ‘m’ olanlardan sıra ile bir kısım işlemi yapması istenebilir.

Katılımı sürekli bir öğrenme-öğretme süreci olarak ele almalı ve her ders, her bilgi-beceri bu yolla öğretilmelidir. Dersteki bulunan her çocuk (istisna yok) yetenekleri doğrultusunda katılımı sağlanmalıdır. Bunu başaran öğretmen, okuma yazması olmayan öğrenciyi bile öğrenme ortamına dâhil edebilir ve bir yıl içinde büyük fark yaratabilir… Katılımdaki en önemli fırsatlardan birisi de yaratıcı açık uçlu sorulardan sağlanır… yanıtı öğrenciye buldurduğumuz an TAM ÖĞRENME gerçekleşmiştir ve bu bilgi/beceri veya tutum kalıcı hafızaya kaydedilmiştir.

Matematik Meselesi

Milli Eğitim Bakanlığı 17 Mayıs 2022 günü bir basın bildirisiyle, Matematik Seferberliği başlattı. Matematiğin sevdirilmesi ve öneminin kavratılması temel amaçlar ile başlatılan proje bu eğitim yılında gündeminde önemli yer tutmasını bekliyoruz.

Konu ile ilgili çalıştığım ilçede 4 temel amaç etrafında bir proje programı yaptım. Süreç sonunda matematik başarısı konusunda ilerleme kaydedeceğimize inanıyorum.

Problem

            Matematik korkusu, matematik fobisi ve kronik matematik başarısızlığı. Sorun, bir okulun, bir ilçenin veya bazı illerin daha ileri gidersek tüm dünyanın sorunudur. Gözlemlerime göre, kronik matematik başarısızlığı lise 2’de son şeklini alarak gencin hayatından çıkıyor.

            Matematik dersine ilişkin anlama, öğrenme sorunları zamanla birikmekte, ortaokul başında: ‘matematik başarısızlığı inancı oluşmakta’ bu inanç sınıf düzeyleri boyunca matematik reddiyesi ve kronik matematik başarısızlığı ile devam etmektedir.

Problem Kaynakları

            Bu dersin öğretim problemleri, belli gruplar ya da okullar ile sınırlı olmayıp, tüm kentlerde ülkemizin her okulunda hatta dünya genelinde önemli bir sorundur.

            Problem Kaynakları:

  1. Öğretim ilkelerinin gözetilmemesi
    1. Hazır bulunuşluk düzeyi,
    1. Seviye farklılıkları,
    1. Basitten zora sistematiği ihlali,
    1. Somuttan-soyuta sistematiği ihlalleri,
    1. Yakından -uzağa ilkesinin gözetilmemesi,
    1. Ders rehberliği zaafı,
    1. Yoksul öğrenme ortamı,
    1. Zayıf veya tek yönlü öğretme yöntemleri,
    1. Derse az katılım,
    1. Katılım biçimlerinin az kullanımı,
  2. Probleme Yaklaşım Farklılıkları
    1. Beklenti farklılıkları (düşük düzey)
    1. Problem tanımları,
    1. Çözüm yolları uzlaşmazlıkları,
    1. Sorumluluğun ‘kimde’ olduğu tartışması,

Çözüm Önerileri

  • Öğretmen eğitimi ,(sınıf ve branş öğretmenleri)
  • Öğrenci merkezli çalışmalar (yarışma-atölye-şenlik)
  • Okul merkezli çalışmalar (matematik görselliği, rehberlik servisi, vb.)
  • Anne-Bana merkezli çalışmalar
  • İl- İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü çalışmaları (seviye sınavları, yılsonu sınavları, araştırmalar ve organizasyonlar)

Konuya devam edeceğim, başarılar!

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑