Aşı

Bütün dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını devam ediyor. Bu tablonun içinde çok iyi gelişmeler de yaşanmıyor değil. Salgına karşı bir ilaç henüz geliştirilememekle beraber 6 aşı ise kitlesel uygulamaya başlandı. Bu durumda aşı üzerinden yoğun tartışmalar yaşanmaktadır. Türkiye’de de önümüzdeki günlerde kitlesel aşı uygulaması başlayacak. ‘Aşı karşıtı’ gruplar özellikle sosyal medyada etkili olmaktadır. Peki, aşı uygulamasına katılımı hangi faktörler etkili olacaktır. Konu iki faktör üzerinden tartışılacaktır. Birinci faktör; insan hakları bağlamında ikinci faktör de çalışma (ekonomik) hayatı olacaktır.

          İnsan Hakları ve Aşı

          İnsanların önerilen tedaviyi ret etme hakkı, vücut bütünlüğünü kısmen bile bozacak müdahaleleri onaylama hakkı var. Bütün dünya da bu böyle. Nitekim herhangi bir cerrahi müdahale yapılacak olsa kişinin veya yakınlarının imzalı onayı gereklidir. Sonuç olarak ilkece insanların kendileri veya reşit olmayan çocukları için aşıyı ret etme hakları bulunmaktadır.

          Bütün bunlarda çoğunluk hemfikir ancak söz konusu salgın olunca kişinin haklarında bir erezyon söz konusu olmaktadır. Zira, aşıyı olmadan hayata karışmak, başkalarının en temel hakkı olan yaşama hakkını tehdit etmektedir. Başta kişinin yakınları, ailesi ve sevdikleri olmak üzere diğerlerine hastalığı en azından taşıma ve bulaştırma tehlikesi görünür ve yakın tehlike olarak varlığını sürdürmektedir. Dolayısıyla bireyin tercihi salt kendi ile ilgili değildir. Daha da açmak gerekirse, aşıyı ret ederek hakkını kullanan birey, kendisi veya kendisi gibi davrananların seçimleri ile başkalarının haklarını ihlal etme durumu ile karşı karşıya gelecektir. Bu ciddi açmaz eğer bir salgın durumu olmasaydı karşımızda durmayacaktı ama salgın hastalık söz konusu…

          Çalışma Hayatı ve Aşı

          Çalışma hayatı genel olarak iki sektöre ile ayrılmaktadır. Birincisi; imalat sektörü, İkincisi ise; hizmetler sektörüdür. Almaya’da imalat sektöründe çalışanlar çoğunluktadır, ABD ve Türkiye’de ise hizmetler sektöründe çalışan sayısı fazladır. Hizmetler sektörü; doktor, öğretmen, polis, garson, şoför gibi çalışanlardan oluşur. Dikkat ettiyseniz bu sektörde insanlarla temas, hatta kalabalık insan grubu ile çalışma söz konusudur. Sonuçta, Türkiye’de çalışanların çoğunluğu hizmet sektöründedir ve salgında en çok bu kesim işsizlik yani geçim sıkıntısı sorunu yaşamıştır, yaşamaya devam etmektedir. Kitlesel aşı uygulanmaya başladığında, bu kesimlerdekilerin; bir an önce aşı olup işinin başına dönmeye çalışacağını ön görüyorum. Kamu ve özel sektörde işverenin aşıyı ‘zorunlu’ tutma ihtimali yüksektir. Çünkü, bu sektördekilerin işlerine eskisi gibi devam etmesi buna bağlıdır. Nerdeyse bir yıldır, işsiz evine ekmek götürmekte zorlanan kişinin aşıyı reddetme lüksü yoktur. Aşı uygulaması başlar başlamaz bu kesimdekiler bir an önce aşının kendisine yapılarak, işinin ekmeğinin peşinden koşacaktır. Aşı karşıtı olarak; orta üst sınıfta yaşayanları görmekteyiz. Bunların bir kısmı ya çalışmamakta, ya da kendi hesabını evden çalışabilmektedir.

          Salgın ile başa çıkmanın en iyi yolu şimdilik aşılanmadır. Aşı dışında etkili bir yol veya tedavi henüz bulunamamıştır. Türkiye’de kitlesel aşı uygulaması başladığında aşı olanlarının çok çok fazla olacağını, aşı karşıtlarının ise çok az sayıda kalacağını tahmin ediyorum. Konu insan hakları ve çalışma hayatı boyutunda aşıyı ‘zorunlu’ kılmaktadır.          

Sağlıklı, mutlu bir yıl dileğiyle !!!

Yorum bırakın

WordPress.com ile Oluşturulan Web Sitesi.

Yukarı ↑