Efendim malumunuz Covid-19 salgını nedeniyle tüm dünya olağanüstü günler geçiriyor. Hala salgının sonunu tahmin edebilen yok… Bu süreçte kısmi karantina uygulaması nedeniyle evlerimizdeyiz. Toplumsal bilinci açık tutmak için sosyal medya üzerinden, WhatsApp gruplarından gelen çağrıların ardı arkası kesilmiyor. Bu durumda beni rahatsız eden usul ve davranışlar var.
Çağrılardaki dili fark etmişsinizdir. ‘Sen dili’ yani çağrıyı yapan işi/sorumluluğu karşısındakine atıyor. Şöyle bir mesaj veriyor. ‘Ben yüce hakikati/ büyük tehlikeyi biliyorum. Siz aciz/cahillere bildiriyorum’ Birinci mesaj bu, acaba bu kişinin iki beyni mi var? , MİT, CIA ve benzeri istihbarat örgütleriyle ilişkisi mi var? gibi düşünceler ve şüpheler insanı rahatsız ediyor. Bu tür ‘sen dili’ mesajları ikinci olarak yazanın sorumluluğu olmadığını ya da ideal tutum ve davranışları kusursuz olarak yerine getirdiğini/getirmekte olduğunu ilan ediyor. Böylece mesajı alan bizler; kendimizi aciz, bilgisiz ve yetersiz hissediyoruz. Bazen de bu mesajları saat başı gönderenleri yakından tanıyoruz. Yerlere çöp attığını, toplumsal hayattaki birçok kuralı çiğnediğini biliyoruz. Bu tür mesajları görünce gerçekten de rahatsız oluyoruz. Bir diğer nokta bu mesajları yazanların/paylaşanların çoğu sizin bizim gibi ortalama eğitimi olan, kritik bir konumda olmayan sıradan insanlar. A bir bakıyorum ! sanki belediye başkanı, bakan, bir kurumun müdürü filan … Oysa değil, biz ne biliyorsak o da aynısını belki de daha azına sahip. Tüm gün TV’de dedikodu programı takip eden, bilmem kaç sezonluk 3.sınıf dizi müptelası, güya bize akıl veriyor, rahatsız edici…
Peki sosyal medyada ya da diğer mecralardan mesaj/çağrı bilgilendirme yapmayalım mı? Diyenleri duyar gibi oluyorum. Tabii ki de yapacağız, doğruluğunu teyit ettiğimiz bilgileri paylaşacağız, uzmanlardan aldığımız bilgileri, kamu yöneticilerinin çağrılarını yayınlayacağız. Buraya kadar bir sorun yok. Kişisel görüşlerimizi, önerilerimizi deneyimlerimizi de paylaşmak yararlıdır. Sadece dil ve iletişimde, içerikte biraz daha özenli olmak gerekiyor.
‘Ben dilini’ kullanalım. Yani; ben ….. yaptım, … davrandım, … öneriyorum gibi…
’48 Evden Çıkma’ yerine, ’36 saattir evdeyim’ gibi. ‘Evden gıda maddesi almak için Cuma sabah 09.30’da çıktım fırın ve marketten 23 dakikada hızlıca ihtiyaçlarımı aldım geldim, evdeyim’ gibi mesaj/çağrılar yapabiliriz. Çok daha etkili, dilde üstenci/çok şey biliyorum tavrı olmamalı…İnsanların evde verimli vakit geçirmelerine yardımcı olacak öneriler varsa ürünler fotoğraflarıyla birlikte paylaşabiliriz. Her kes kitap okuyun çağrısı yapıyor ama bir kişi okuduğu kitabı ve kısa bir özetini paylaşmıyor. Herkes çocuklara vakit geçirin diyor ama kendisinin ‘telefonu büyütme’ dışında bir eylemine tanık olmuyoruz.
Özetle ben dilini kullanalım, kendimiz yapalım model olalım. Söz ile davranış yarışında davranış kazanır.
Ne dersiniz !
Yorum bırakın